.

..

11 Ekim 2013 Cuma

Dört bakanın üstünü çizdi!

Yeni kabinede Ömer Çelik, Suat Kılıç, Ahmet Davutoğlu ve Mehdi Eker liste dışı kalacak. Erdoğan, yardımcılarını da değiştirecek...

Veli TOPRAK / SÖZCÜ
DİKKAT! Yandaş ve Besleme basına karşı Tarafsız- Cesur haberler için beğenip lütfen takip ediniz..  
  





AKP’de belediye başkan adayı gösterilecek bakan ve milletvekillerinden sonra kabinede önemli değişikliğe gidilecek. Bazı bakanlar belediye başkanlığı için adeta ‘benim de ismimi konuşun’ diye kulis yaparken, bazı isimler bakanlık koltuğunu kaybetmek istemiyor. Başbakan Tayyip Erdoğan ise geçtiğimiz hafta sonu Adana teşkilatıyla basına kapalı yaptığı toplantıda bakanların koltuktan ayrılmak istememesini eleştirdi.
‘İstifa’ istemeyene kızdı
Erdoğan, “Bazı arkadaşlar ‘aday olalım, göreve devam edelim, istifaya gerek yok’ diyormuş. Biz aday gösterelim de kim istifa etmiyormuş, görelim” şeklinde sert mesajlar verdi. Peki 1 Kasım’daki AKP kampından hemen sonra değişmesi beklenen kabine nasıl şekillenecek? İşte yanıtı:
KÜLTÜR Bakanı Ömer Çelik’in Başbakan Yardımcılığı’na geçmek istediği, Beşir Atalay ile yer değiştirebileceği belirtiliyor. Sadullah Ergin, Hatay’dan aday olursa yerine Bekir Bozdağ’ın Adalet Bakanı olacağı konuşuluyor. Atalay ve Bozdağ’dan boşalan yardımcılık pozisyonuna Ömer Çelik ve Erdoğan’ın siyasi danışmanı Yalçın Akdoğan’ın gelmesi hedefleniyor. Bir iddiaya göre ise Ömer Çelik ‘başarısız’ ve kabine dışında kalabilir.
SUAT Kılıç ve Mehdi Eker’in ‘başarısız’ oldukları için görevden alınabileceği konuşuluyor. Artık partide dahi yıldızı sönen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu için de alarm zilleri çalıyor.
ULAŞTIRMA Bakanlığı’na Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın kaydırılması bekleniyor. İsmet Yılmaz, uzun yıllar bu bakanlıkta müsteşarlık yapmıştı.
DİKKAT! Yandaş ve Besleme basına karşı Tarafsız- Cesur haberler için beğenip lütfen takip ediniz..  
  

10 Ekim 2013 Perşembe

Özkök: Tanık olarak mahkemeye gitseydim...


DİKKAT! Yandaş ve Besleme basına karşı Tarafsız- Cesur haberler için beğenip lütfen takip ediniz..  
  
Balyoz davası sürecinde ismi en çok gündemde olan isimlerden biri de dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök oldu. Zaman zaman sanık silah arkadaşlarının, avukatlarının ve ailelerinin eleştirilerine hedef oldu. Mahkemenin Özkök’ü tanık olarak çağırmaması, tanık olmak için başvurmaması, sanıkların davetiyle değil ancak mahkeme davetiyle tanık olabileceğini söylemesi eleştirildi.

En çok eleştirilen sözlerinden biri de “kasaptaki ete soğan doğramam” sözüydü. Darbe girişimi iddiasıyla ilgili olarak da “var da diyemem yok da diyemem” şeklindeki sözleri de dava süresince çok tartışıldı.

Özkök Paşa’nın bu süreçte zaman zaman sorularımıza verdiği yanıtlar da gündem oluşturdu.

Balyoz davasının Yargıtay’da sonuca bağlanmasından sonra da Özkök’e ilişkin eleştiriler devam etti. Yargıtay’ın kararını açıklamasından sonra Hilmi Özkök’ü arayarak, Yargıtay’ın kararını nasıl değerlendirdiğini ve yöneltilen eleştirilere yanıtının ne olduğunu sordum. Özkök, görüşlerini 5 maddede topladı. Özkök Paşa’nın yanıtları aynen şöyle:

‘Büyük üzüntü duymaktayım’

“Balyoz davasının Yargıtay safhası sona ermiştir. Hüküm giyen arkadaşlarım için büyük üzüntü duymaktayım. Beraat edenler için de sevinçliyim.
Meselenin yargısal yönü kamuoyu önünde tartışılmaktadır. Ben, benimle ilgili bölüme değinmek istiyorum.

Dava süresince birçok sanık yakını ve medya yorumcusu Hilmi Özkök’ün ifadesi niçin alınmadı, mahkemeye sanık tanığı olarak niçin gelmedi diye bana sitem boyutlarını aşan tenkitlerde bulunmuştur. Bu tenkitleri üzüntüyle fakat saygıyla karşıladım. Onlara durumu daha iyi anlamaları için şunları açıklamak istiyorum:

‘Esası etkilemezdi’

1- Tanıklık yapmam mevcut deliller çerçevesinde davanın esasını etkilemeyecekti. Yargıtay böyle söylüyor.
2- Ben daha önce muhtelif vesilelerle Balyoz planı diye bir şey bilmediğimi, elimde bir belge bulunmadığını söyledim. (Sayın Şamil Tayyar’ın makalesi)


‘Maksadın aşıldığını söyledim’
3- Ergenekon davası sırasında ifade verirken, bir avukat (babası her iki davada da sanık olan bir bayan avukat) Balyoz davasıyla ilgili bir soru sordu. Mahkeme Başkanı bakılan davayla ilişkili olmamakla beraber istersem cevap verebileceğimi söyleyince Balyoz davasına ilişkin olarak özetle şu ifadeyi verdim:
Balyoz diye bir darbe planı duymadığımı, ancak emrimle rutin olarak yapılan plan seminerinde Ordu Komutanı’nın (Çetin Doğan kastediliyor-fb)konuşması olduğunu iddia edilen bir ses kaydının, bilmediğim kişilerce bana ulaştırıldığını, bunu incelemesi için Ordu Komutanı’nın ilk amiri olan ve seminerin icrasını sağlayan Sayın Kara Kuvvetleri Komutanı’na (Aytaç Yalman kastediliyor-fb) emir verdiğimi, anladığım kadarıyla seminerde en tehlikeli senaryo bölümünün maksadını aştığını, gerçek yer ve kişi adlarının kullanılmasının yanlış olduğunu ifade ettim. Bu ifadem resmi olarak Ergenekon davasına bakan mahkeme tarafından Balyoz davasına bakan mahkemeye gönderilmiştir.

‘Büyükanıt ve Başbuğ anlattı’
4- Esasen seminer sırasında benim 2. Başkanım olan emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Balyoz davasında tanık olarak dinlendiğinden ve benim bilgilerimin onunkiyle örtüşmesi gerektiği düşünülerek mahkeme beni çağırmamış olabilir. Çünkü o günlerde Irak tezkeresi, Kıbrıs gibi konularda çok yoğun faaliyetlerim olduğundan bana çeşitli konulardaki bilgileri derleyip toplayıp sunan 2. Başkan’dır. Durum KKK için de aynıdır. Onun Kurmay Başkanı Sayın İlker Paşa da (İlker Başbuğ) ifade vermiştir.

‘Gitseydim dinlenmezdim’
5- Sanıkların çağrısı üzerine niçin onların tanığı olarak (davanın veya mahkemenin değil) gitmediğim konusunu işleyenlere cevabım kısadır.
Sayın emekli Orgeneral Işık Koşaner ve kuvvet komutanları topluca sanıklar için tanıklık yapmaya gitmişlerdir. Mahkeme kendilerini dinlemiş midir? Hayır, dinlememiştir. Ben de gitseydim, dinlenmezdim. Bu yargının tasarrufudur.

‘Ete soğan doğramam’
Bir de beni en çok üzen bir başka konuya değinmek istiyorum. 2008 yılı Temmuz ayında tamamen başka bir konuda (henüz olmamış ve fakat olması muhtemel bir konu) fikrimin sorulması üzerine “kasaptaki ete soğan doğramam” dedim. Bu yerel bir deyimdir. “Doğmamış çocuğa don biçmek” gibi.
Bu sözüm Balyoz davası ilgililerince hep aleyhime işlendi. Halbuki Balyoz davası 2010’da başladı. Hiç alakası olmayan bir konu. İsteyenler Temmuz 2008 ayında Sayın Yılmaz Özdil’in bu konuda yazılmış makalesine bakabilir.

‘Kimseye dava açmadım’
Özet olarak:
Ben görevdeyken ve sonrasında hiçbir kimseyi şikayet etmedim. Bu konularda hiç kimse için dava açmadan. Görevdeyken bu konularda kimsenin burnu kanamadı, dava açılmadı ve tutuklama olmadı. Davalar açılınca bana iftira atanlar hakkında dahi aleyhlerinde bir şey söylemedim. Hepsinin pırıl pırıl olduğunu düşündüğümü basın yoluyla kamuoyuna açıkladım.”

Fikret Bila-Milliyet
DİKKAT! Yandaş ve Besleme basına karşı Tarafsız- Cesur haberler için beğenip lütfen takip ediniz..  
  

AKP'li adaydan pes dedirten vaad!

DİKKAT! Yandaş ve Besleme basına karşı Tarafsız- Cesur haberler için beğenip lütfen takip ediniz..  
  

AK Parti’den Denizli Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday adayı olduğunu açıklayan işadamı Mehmet Uğur Tatar, "Denizli’ye deniz getirerek bir liman kenti yapacağım" dedi.

AKP'li adaydan pes dedirten vaad!

AK Parti’den Denizli Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday adayı olduğunu açıklayan işadamı Mehmet Uğur Tatar, "Denizli’ye deniz getirerek bir liman kenti yapacağım" dedi.

Mehmet Uğur Tatar, Ak Parti Denizli İl Başkanı Avni Örki ve bazı partililerin de hazır bulunduğu basın toplantısıyla büyükşehir belediye başkanlığı için aday adayı olduğunu açıkladı. Hayalleri zorlayacak projeleri hayata geçirmek için çalışacağını belirten Tatar, "Denizli merkez için 40, kent geneli için toplam 210 proje hazırladım. Örneğin ulaşımla ilgili projem dünyada çığır açacak. Tüp içinde hava basıncıyla çalışan, raylı sistemlere göre maliyetleri dip noktasına çeken bir toplu ulaşım sistemi kuracağım. Denizli bir sanayi ve ihracat kenti. İhracat ürünlerini limana ulaştırmak maliyetli. Bu nedenle Denizli’ye deniz getirerek bir liman kenti yapacağım. Konuyu yazılı olarak TÜBİTAK’a aktardım. Araştırmak gerektiğini bildirdiler. Yani yapılabilir" diye konuştu.
DHA
DİKKAT! Yandaş ve Besleme basına karşı Tarafsız- Cesur haberler için beğenip lütfen takip ediniz..  
  

CHP'li vekiller Balbay ve Alan'ı ziyaret etti


DİKKAT! Yandaş ve Besleme basına karşı Tarafsız- Cesur haberler için beğenip lütfen takip ediniz..  
  
CHP milletvekilleri, Sincan F Tipi Cezaevi'nde yatan CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ve MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan'ı ziyaret ederek, yaklaşık 3 saat görüştü.

CHP Grup Başvekili Engin Altay başkanlığında Candan Yüceer, Tanju Özcan, Osman Aydın, Rıza Yalçınkaya, Selahattin Karamehmetoğlu, Refik Eryılmaz, Celal Dinçer, Sakine Öz, Ali Rıza Öztürk, Orhan Düzgün, Mehmet Haberal ve Ali İhsan Köktürk'ten oluşan Chp heyeti, Sincan F Tipi Cezaevi'nde kalan Balbay ve Alan'ı ziyaret etti.

Görüşmenin ardından çıkışta vekiller adına konuşan Chp Grup Başkanvekili Engin Altay, milletvekillerini cezaevinde ziyaret ettiklerini söylemekten bile utanç duyduğunu söyleyip, milletvekillerinin tutuklu olmasının demokrasilerde kabul edilemez bir durum olduğunu dile getirdi.

Balbay ve Alan'ın gayet moralli, Umutlu ve rahat olduğunu aktaran Altay, "Kendilerini iyi görmekten mutluyuz ama bu tablo Türkiye'ye yakışan bir tablo değil. Özellikle dün Yargıtay'da sonuçlanan Balyoz davası bir kez daha gösterdi ki siyasi davaların sonuçları da siyasi neticeleniyor. Bu bakımdan hiçbir hukuku normu ile izah edilemeyecek şekilde burada bu milletvekillerimiz gerek Ergenekon'dan gerek Balyoz davasından gerek 28 Şubat davasından yargılanan, içeride tutulan herkes rehine olarak içerde tutuluyor." dedi.

"ALAN, MİLLETVEKİLLİĞİ İLE MEŞGUL DEĞİL"

MHP milletvekili Engin Alan'ın Yargıtay'ın kararına ilişkin yorumunun ne olduğunun sorulması üzerine Chp'li Altay, Alan'ın milletvekilliğiyle meşgul olmadığını belirterek, Alan'ın "Ben annemden milletvekili olarak doğmadım. Ama annemden doğduğumda vatanseverdim hala vatanseverim" anlayışı içerisinde olduğunu anlattı ve tek amacının Türk halkına hizmet etmek olduğunu vurguladı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Ergenekon ve Balyoz davalarının siyasi intikam projesi olduğunu da öne sürdü. Bu davalarda verilen kararların kamu vicdanında yer bulmadığını, halkı tatmin etmediğini savunan Altay, "Kamu vicdanında karşılığı olmayan mahkeme kararları meşru olamaz. O bakımdan gerek dünkü Yargıtay kararlarını gerek daha önceki Ergenekon kararlarını hukuken de vicdanen de meşru saymıyoruz. Hukukun evrensel normlarına da tamamen aykırı buluyoruz." yorumunda bulundu.
DİKKAT! Yandaş ve Besleme basına karşı Tarafsız- Cesur haberler için beğenip lütfen takip ediniz..  
  

Kırmızı fularla bakın ne suçu işlemiş sayıldılar


DİKKAT! Yandaş ve Besleme basına karşı Tarafsız- Cesur haberler için beğenip lütfen takip ediniz..  
  
Kırmızı fularla sosyalizm simgeleme' suçu varmış!

Antalya'da Gezi Parkı ve sonrasında yaşanan olaylardaki protestolara katılıp tutuklanan 3 kişiye yönelik suçlamalar arasında, 'taktıkları kırmızı renkli fuların sosyalizmi simgelediği' iddiası da yer alıyor.



Antalya'da Gezi Parkı ve sonrasında yaşanan olaylara katılan Ali K., Leyla N., Anıl Bartu E., Murat S., Mustafa Cihan Y. ve Ayşe Deniz K., 2- 3 Ekim günlerinde gözaltına alındı. 1 Haziran gecesi Çallı'daki gösteriler, 9 Eylül'de Ahmet Atakan'ın ölümüne ilişkin protesto, 12 Eylül 'de 12 Eylül darbesinin protestosu ve ODTÜ olaylarına yönelik protesto gösterilerinde yer alan 6 gençten Murat S., Mustafa Cihan Y. ve Ayşe Deniz K. tutuklanarak Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi'ne gönderildi. Diğer 3 şüpheli ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest kaldı.

Tutuklanan 3 kişi arasında yer alan, HES karşıtı eylemlerle de dikkati çeken 20 yaşındaki Ayşe Deniz K. hakkındaki suçlamalar arasında, 'kırmızı renkli fularının sosyalizmin simgesi olduğu', elinde taş ve sapanla güvenlik güçlerine saldırdığı, TOMA şoförüne saldırdığı, yolu trafiğe kapattığı, yüzünü kapatarak eylemcilerin önünde güvenlik güçleriyle çatıştığı gibi iddialar bulunuyor.

POLİSTEKİ FULAR SORUSU
Ayşe Deniz K. ve diğer şüphelilere, Antalya Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nce gerçekleştirilen sorguda, 'Sosyalizmi simgeleyen kırmızı renkli fular ile yüzünü açık ve kapalı şekilde eylemlerde MLKP terör örgütünün açık alan yapılanmaları olan ESP (Ezilenlerin Sosyalist Partisi), LÖB (Liseli Öğrenci Birliği), SGDF (Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu), SGD (Sosyalist Gençlik Derneği) ile SKM (Sosyalist Kadın Meclisi) içerisinde faaliyet yürüten şahıslar ile birlikte hareket ettiğiniz' diye soru yöneltildi.

'KIRMIZI FULAR ÖRGÜT SİMGESİ'

Tutuklulardan Ayşe Deniz K.'nin avukatı Bilal Doğan, müvekkilinin eylemlere katıldığına ilişkin fotoğraflar bulunduğunu, ancak bunların kendiliğinden eylemler olduğunu belirtti. Avukat Bilal Doğan, "Bu eylemlerde kırmızı fular taktı diye, sadece bunu bir örgüt sembolü olarak görüp tutuklama gerekçesi bile yapılabiliyor. Yani artık bu korku imparatorluğunun boyutları bize göre korkunç boyutta" dedi.

Müvekkiline ilişkin hukuki değil, siyasi kararla alınmış bir tutuklama olduğu düşüncesini taşıdığını anlatan Doğan, "Baktığınızda, bu eylemlere katılmaktan kamu malına zarar vermeye kadar bunlar tutuklanmayı gerektirecek suçlar değil. Kontrolle salıverilmeliydi. Bu durum, gencecik insanların eğitimlerine de engel teşkil ediyor" dedi.

Avukat Bilal Doğan, Terörle Şube Müdürlüğü'nce hazırlanan sorgu tutanağı kapsamında, savcılık tarafından mahkemeye sevk edilen Ayşe Deniz K. ve diğer şüphelilere aynı soruların mahkemede de yöneltildiğini söyledi.

DAHA ÖNCE 2 TUTUKLAMA
Tutuklanan 3 kişi hakkında, Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP), Halk Cephesi, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) gibi örgütlere üye veya üye olmamakla birlikte örgüt adına yapılan eylemlere katılım, görevi yaptırmamak için direnme, sosyal paylaşım sitelerinden eylem çağrısı, eylemin yer ve zamanının bildirimi, barikat kurma ve polise taş atma gibi suçlamalar yer alıyor. Aynı olaylarla ilgili daha önce ise Ecri A. ile Umut B. mahkeme tarafından tutuklanmıştı.
DHA
DİKKAT! Yandaş ve Besleme basına karşı Tarafsız- Cesur haberler için beğenip lütfen takip ediniz..